13 Kasım 2015 Cuma

güven meselesi

birine "güvenmemeyi" şu yüzden seçiyorum..
çünkü güvendiğim zaman güvenimin hakkını versin istiyorum.. işte, arkadaşlıkta.. müdürün, şefin, mühendis arkadaşın, sosyal hayatta görüştüğün arkadaşın.. farketmiyor..
bir an geliyor.. evet şimdi güvenimi boşa çıkarmaz dediklerinin bilerek ya da bilmeyerek seni yüzüstü bıraktığını görüyorsun..
işte bu duygu , bu his, çok sıkıntılı.. hele bir de yaş otuzlara gidiyorsa çocukça triplere de giremiyorsun, hesap bile soramıyorsun çünkü karşındaki senden kendisine güvenmeni zaten bekleyen veya talep eden insanlar değil sen kendiliğinden bu insanlara anlamlar yüklüyorsun. .yani içine düştüğün durumu kendin yaratıyorsun.. bu sebeple öfkeni, kırgınlığını "olgun" olduğun düşünülsün diye belki anlatamıyorsun.. sıkıştırıyorsun kendini, biraz daha yalnızlaştırıyorsun, biraz daha güvensizleşiyorsun..

işin komiği, insanlar bu kadar birbirinden kopukken, bu kadar vurdumduymazlık ve ahlaksızlığa, yalancılığa boğulmuşken hala birbirlerine güven telkininde bulunması..psikologlar bile işte "şu insana güvenmekle başla, insanlara değer ver, insanlara bir fırsat ver" deyip durur ya.. pek komik geliyor bana özellikle bu dönemler..

ne fırsatı tam olarak.. ?
ne fırsatı..?
bir insan ne kadar hayalkırıklığı yaşarsa gerçekten betonlaşır? ne kadar kar yağarsa dağlarına o kadar soğutur ruhunu?
daha ne olması lazım?

güvenmemeyi seçiyorum..
yoruldum çünkü.. ummadığım insanlar ummadığım şeyler yapınca gerçekten üzülüyorum. onlar adına değil..
kendi adıma..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder